<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Akin Yurdagülen Kişisel Web Sayfası</title>
	<atom:link href="http://akinyurdagulen.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://akinyurdagulen.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 18:39:26 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>ESKİNİN DESTANI ŞİMDİNİN MASALI: ERGENEKON</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/eskinin-destani-simdinin-masali-ergenekon-2/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/eskinin-destani-simdinin-masali-ergenekon-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 08:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/eskinin-destani-simdinin-masali-ergenekon-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRKLER</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/turkler/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 08:16:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[
 
 
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="452" height="330" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="id" value="VideoPlayback" /><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8113913418078232472&amp;hl=en&amp;fs=true" /><embed id="VideoPlayback" type="application/x-shockwave-flash" width="452" height="330" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8113913418078232472&amp;hl=en&amp;fs=true"></embed></object></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/turkler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HAMAM AYNI, TAS AYNI</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/hamam-ayni-tas-ayni/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/hamam-ayni-tas-ayni/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:27:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[HAMAM AYNI, TAS AYNI
Yüzyıllar boyu dünyanın parıldayan yıldızı olan İstanbul, içinde bir çok güzellikler barındırıyor. Kurulduğundan beri, halkının çeşitliliği, dünyanın kültür başkenti haline getirmiş İstanbul’u. Bizans’ın ve Osmanlı’nın başkenti olması nedeniyle dünya siyasetinin de yönetim üssü olmuş. Günümüzde bu özelliğini her ne kadar yitirmiş olsa da bölgenin turizm ve ticaret merkezidir. Dünyanın dört bir yanından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>HAMAM AYNI, TAS AYNI</h3>
<p>Yüzyıllar boyu dünyanın parıldayan yıldızı olan İstanbul, içinde bir çok güzellikler barındırıyor. Kurulduğundan beri, halkının çeşitliliği, dünyanın kültür başkenti haline getirmiş İstanbul’u. Bizans’ın ve Osmanlı’nın başkenti olması nedeniyle dünya siyasetinin de yönetim üssü olmuş. Günümüzde bu özelliğini her ne kadar yitirmiş olsa da bölgenin turizm ve ticaret merkezidir. Dünyanın dört bir yanından insanların akınına uğrayan İstanbul’da merak edilen yerlerin başında Topkapı Sarayı geliyor. Divan, hazine, Enderun, defterhane, arşiv gibi bölümler olmasına rağmen en çok merak edilen Harem’dir.<span id="more-18"></span><br />
Türlü zırvalar fısıldandığı için, ham beyinli bir kısım zavallı, Harem’i tamamen cinsel bir mekân olarak hayal etmekte. Tabi, engin (!) tarih bilgisine sahip anlı şanlı kalem şarlatanları da olaya biraz mistik hava kattı mı daha da renklenir fanteziler. “Ne de olsa Baltacı’nın torunlarıyız” edaları havalarda uçuşur. Zannedersiniz ki Harem padişahın kişisel güreş meydanı. Sözüm tarih konusunda yazan değerlere değil, ülkemize gelen yabancılara “Türk kızlarını nasıl buldunuz?” diye soran magazin parfümlü zihniyete. Aslında konu, beyinlere enjekte edilmeye çalışılan gibi değil. Haremde hanedana mensup kadınlar ve onlara hizmet edenler yaşardı. Padişahın akrabaları yani. Bu yüzden Haremde yaklaşık 300 oda, 9 hamam, 2 camii, 1 hastane ve koğuşlar mevcut.<br />
Baltacı’yı bilenlerin % 1’i bile Fahreddin Paşayı tanımaz. Türk soyunun yeryüzünde var olduğundan günümüze kadar, topraklarımızı canları uğruna koruyan şerefli ordumuzun binlerce kahraman subaylarından biridir Fahreddin Paşa. Ağızlarındaki salyaları sağa sola saçarak Türk topraklarını işgale başlayan medeni dünyanın gelişmiş canavarları, İslam ışığının yeryüzünde iyice belirginleştiği ve Peygamber Efendimizi bağrında saklayan mukaddes Medine’ye Fahreddin Paşa ve aslanları sayesinde ayak basamadılar. İngiliz ajanı Lawrens bile adından “Çöl Kaplanı” diye saygıyla bahseder.<br />
Bir de yabancıların “Le Sultan Rouge” diye lakap taktıkları Sultan ll.Abdülhamid Han var, bizlere yanlış tanıtılan. Osmanlı Devletinin yıkılışını 30 yıl geciktiren Sultana bizim “tatlı su entelleri” de kızıl sultan demedi mi? Kızıl diye adlandırdıkları “Ulu Hakan” tahttan indirildikten kısa bir süre sonra koca cihan devleti parçalandı. Dünyada olup bitenlerden haberdar olmak için “Hafiye Teşkilatı”nı kurunca iktidarı istibdat olarak lanse edildi. Oysa o hafiye teşkilatının sunduğu bilgilerle Balkan ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkları körükledi ve Balkanların Türk kalmasını sağladı. O’nu tahttan indiren İttihad ve Terakki ilk iş olarak Balkan ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkları giderip, birleşmelerini sağlamış ve 3 yıl sonra Balkanların tamamı elimizden gitmişti. İktidarı döneminde üniversite, lise ve ilkokulların açıldığı padişaha gerici dememiş miydi dönemin aydınları? Devrin tanınmış edebiyatçı ve yazarlarından Tevfik Fikret “bir lahza-i teehhür (bir anlık gecikme) adlı şiirinde, ”ll.Abdülhamid’e bombalı suikast düzenleyen Ermeni teröristlere övgüler yağdırma küstahlığında bile bulunmuştu.</p>
<p><strong>Ey şanlı avcı, tuzağını boş yere kurmadın,<br />
Attın ama yazıklar olsun ki, vuramadın!<br />
Öfkeyle ve kızgınlıkla gürleyen sesin,<br />
Hak ve kurtuluş duygusunu her yerde harekete geçirendir.<br />
O an bir dakikalığına devam etseydi,<br />
Örneği asırlar boyu görülmemiş bir hayır, bir iyilik olurdu.</strong></p>
<p>Bu gaflet çamurunda Tevfik Fikret yalnız kalmayacak, tarihçi Ahmet Refik de daha sonra “Osmanlı milletini Abdülhamid zulmünden kurtarmak için bu kahraman hareketin Ermeni vatandaşlarımız tarafından icra olunduğu anlaşıldı” diye yazacaktı. Yazık ki; vatandaşı olduğu devletin Padişahına suikast yapanları kahraman ilan etmişti.<br />
Haydi, şimdi bakın çevrenize ve görün. Devir ayrı ama olanlar aynı. O yıllarda anarşiyi destekleyenler bugün de aynı fakat maşaları farklı. Allah kaderimizi Osmanlıya benzetmesin. İçimizde AB-ABD sevdalıları, zamane mandacıları ve çatal dilliler çokça mevcut ama yüce Allah bu millete bir Mustafa Kemal daha lütfeder mi bilinmez!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/hamam-ayni-tas-ayni/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ABRAHAMOVİÇ</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/abrahamovic/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/abrahamovic/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:08:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[CÜZZAMLIMIYIZ NE?
Son yılların modasına ben de uydum ve sörf yapayım dedim internette, biraz serinlerim diye  
Bu işaret de kmk yaptım anlamına geliomş.
Sörf neyin yapmaz olaydım. Bir haber kanımı dondurdu. Güya dünyanın en zengin adamlarından Rus Abramoviç KKTC’ de yatırım yapacakmış!
Vay anam sen misin?
Güney Kıbrıs’taki vampirler telaş içinde harekete geçmiş, araştırmışlar ve sonunda zengin ağabeyimizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CÜZZAMLIMIYIZ NE?</p>
<p>Son yılların modasına ben de uydum ve sörf yapayım dedim internette, biraz serinlerim diye <img src='http://akinyurdagulen.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu işaret de kmk yaptım anlamına geliomş.</p>
<p>Sörf neyin yapmaz olaydım. Bir haber kanımı dondurdu. Güya dünyanın en zengin adamlarından Rus Abramoviç KKTC’ de yatırım yapacakmış!</p>
<p>Vay anam sen misin?<span id="more-16"></span></p>
<p>Güney Kıbrıs’taki vampirler telaş içinde harekete geçmiş, araştırmışlar ve sonunda zengin ağabeyimizin basın sözcüsü John Man bunun külliyen yalan olduğunu açıklamış!   “ Abramoviç’in, KKTC’de tatil köyü ve Türkiye’de inşaat yapacağı ya da mülk edineceği yalan”.</p>
<p>Kıç kadar Güney Kıbrıs’ta fırtınalar kopuyor da bizim Dışişleri ağzını açmıyor, anlamış değilim.</p>
<p>Bir an, AB üyesi diğer ülkelerin yakın zamanda yediği naneleri hatırladım da size de hatırlatayım dedim.</p>
<p>AB’nin fikir babası Fransa, Cezayir’de katlettiği Müslümanları unutarak yedikleri haltları tarihçilere bıraktı da, Ermeni Soykırımını meclisindeki dangalaklara onaylattı.</p>
<p>AB’nin diğer kurucusu Almanya, önce federal mecliste Ermeni Soykırımını tanıdı sonra da yeni göçmen kanunuyla bir zamanlar törenlerle karşıladıkları en büyük göçmen gurubuna sağ elinin işaret parmağını salladı.</p>
<p>Brüksel zaman içinde hem AB’nin başkenti hem de terör örgütlerinin başkenti oldu. Hani “eş başkan” kavramı var ya bu da eş başkent yani.</p>
<p>Karşı kıyıdaki ebedi(!) dostumuz Yunanistan da Türkiye aleyhine çalışan yasa dışı örgütler için cennet oluvermiş.</p>
<p>Lozan’da Fatih kaymakamına bağlanan papaz, yurtdışı gezilerine çift başlı kartal (Bizans) armalı uçakla gidip, AB ve ABD’de kırmızı halılarla “ekümenik” olarak karşılanmış. Papaza, sen Türkiye’deki Rumların din işleriyle uğraş denmiş. Ne laf, adam dünya Ortodokslarının efendisi gibi dört bir yana metropolit atayıp duruyor.</p>
<p>Diğer tarafta, Her yıl 24 Nisan yaklaşırken Türkiye&#8217;yi yönetenleri bir panik basar. Çünkü bu tarih, sözde Ermeni soykırımının ABD&#8217;de yoğun olarak yer aldığı ve Beyaz Saray sakinlerinin Türkiye&#8217;den bir şeyler koparması için mükemmel bir fırsat. Herkes bilir ki; ABD’de Ermeni lobisinden çok daha güçlü bir Yahudi lobisi var. Türkiye, iftiraları bertaraf etmek için, İsrail parametreli dünya çapındaki şirketlere ihale verip, ABD&#8217;deki Yahudi lobilerine nakit para ödeyerek, bizzat tuzak sahiplerinin Türkiye&#8217;nin parası ile Türkiye’nin altını oymayı sürdürmesini seyreder. Bu sefer ne olduysa 24 Nisanı da bekleyemediler. Yani yıllardır ABD’deki lobicilik oyunu yalan olmuş.</p>
<p>Sultan II. Beyazıt, 15. yüzyılın sonlarında, İspanya ve Portekiz’den kovulan Yahudileri, yağlı kazıklarda ve kızgın taşlarda ölümlerden kurtararak Osmanlı ülkesine kabul etmişti. Günümüzde, Yahudi ırkının yüz yıllar boyu kültürel ve dini haklarıyla huzur içinde yaşamasını sağlamanın vefa borcunu, ABD’deki en etkili Yahudi lobisi ADL -Türkçe açımı İftira-İnkârla Mücadele Birliği- 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyip, bize soykırımcı iftirası ve etiketini yapıştırarak ödedi. Hem de Türklerin Yahudilere karşı tarihin her döneminde gösterdiği hoşgörü ve konukseverliğin hatırasını görmezden gelerek.</p>
<p>Devamında hükümet, Ankara Başkonsolosu Avivi’ye sert çıkınca, Cumhurbaşkanı Peres “bak şu haylazlara” deyip bir daha böyle yaramazlık olmayacağına dair söz vermiş. İftira Ve İnkârla Mücadeleciler, Türklere attığı iftiradan U dönüşü yapıp konuyu “tarihçilere bırakma” kararı almış.</p>
<p>Yıllardır ABD ile içeriği aziz milletimizden sır gibi saklanan bir stratejinin ortağı ve AB’nin doğal parçası olduk. Sonuç elma şekeri gibi. Yalayıp şekeri bitirince elimizde sapı kalmış. Bu işbirliğinin sonunda şeker hep onlara, sap da bize düşmüş.</p>
<p>Kuşaktan kuşağa tarihi komşularımız Rusya’nın “komünizm”, İran’ın da “şeriat” ihraç edeceği masalıyla uyutulduk.<br />
Hiç düşündünüz mü:<br />
“Ilımlı İslam” projesini kulağımıza üfleyenleri…<br />
Dinler arası diyalog masalını ve Türkiye’deki maşalarını…<br />
Türk ve dost maskelilerin gerçek niyetlerini…</p>
<p>Fransız edebiyatçı Andre Gide&#8217; nin, bizdeki  “al atını… ” diye başlayan atasözüne benzer, bir kelamı var, çok beğenirim.</p>
<p>“insan kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe, yeni okyanuslar keşfedemez.”</p>
<p>Artık bunu dillendirmenin ve zamanı geldi de geçiyor. Tarihe bakıp kim olduğumuzu ve şimdi ne durumda olduğumuzu anlayamaz ve bunu genç kuşaklara anlatamazsak, siyasi rüşvetlerle “asaletten sefalete”  yolculuğumuz tüm hızıyla devam edecek. Osmanlıyı tarih sahnesinden tasfiye eden bu oyunun yakın zamanda Türkiye Cumhuriyetini de aynı akıbete götüreceğinden şüpheniz olmasın.</p>
<p>Bizi yönetenlerin “kulağına küpe olması” dileğiyle, 1996’ da bir suikast sonucu şehit edilen Cahar Dudayev’i rahmetle anarken, tarihe geçen sözünü hatırlatmakta fayda görüyorum:</p>
<p>“Unutulmasın ki; Türkiye hem Türk dünyasının, hem de İslâm âleminin ümit ışığıdır. Bu ışığın sönmesi hem İslâm âleminin, hem de Türk dünyasının karanlığa gömülmesi demektir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/abrahamovic/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>NE OLDUM DEMELİ…</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/ne-oldum-demeli%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/ne-oldum-demeli%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:07:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çeşitli Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[NE OLDUM DEMELİ…
Atmacaya sormuşlar: Horoz senden beş altı misli ağır ve büyük. Nasıl oluyor da senden
korkmasını sağlıyorsun?
Atmaca cevap verir: Ben onu civciv iken korkutmuştum.
Yıl, 1783&#8230;
Avrupa standartlarına göre daha mütevazı ABD, denizlerde bayrak gezdirmeye başladı.

25 Temmuz 1785&#8242;te, Cadiz açıklarında, bu yeni bayrağı taşıyan ilk gemiyi Cezayir açıklarında Osmanlı donanması ele geçirdi.
Gemi, Boston bandıralı Maria idi. Ardından, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>NE OLDUM DEMELİ…</h3>
<p>Atmacaya sormuşlar: Horoz senden beş altı misli ağır ve büyük. Nasıl oluyor da senden<br />
korkmasını sağlıyorsun?</p>
<p>Atmaca cevap verir: Ben onu civciv iken korkutmuştum.</p>
<p>Yıl, 1783&#8230;</p>
<p>Avrupa standartlarına göre daha mütevazı ABD, denizlerde bayrak gezdirmeye başladı.<br />
<span id="more-15"></span><br />
25 Temmuz 1785&#8242;te, Cadiz açıklarında, bu yeni bayrağı taşıyan ilk gemiyi Cezayir açıklarında Osmanlı donanması ele geçirdi.</p>
<p>Gemi, Boston bandıralı Maria idi. Ardından, Philadelphia bandıralı Dauphin’ in akıbeti de aynı oldu.</p>
<p>1793 Ekim ve Kasım aylarında 11 ABD gemisi daha Osmanlıların eline geçti.</p>
<p>1795&#8242;te, ABD, Cezayir&#8217;deki esirlerin iadesi ve gerek Atlantik&#8217;te, gerekse Akdeniz&#8217;de ABD sancağı taşıyan hiçbir tekneye dokunulmaması karşılığında, Osmanlıya 642.000 altın ve yılda 12.000 Osmanlı altını ödemeyi kabul ettiği bir anlaşma imzaladı.</p>
<p>Dili Türkçe olan ve 22 maddeden oluşan bu anlaşmayı, Osmanlı Padişahı tarafından muhatap görülmeyen ABD Başkanı George Washington ve Cezayir Beylerbeyi Hasan Paşa imzaladı.</p>
<p>Tarihinde, ABD’nin hem yabancı dille imzaladığı, hem de yabancı bir devlete vergi ödemeyi kabul ettiğini ispat eden tek Amerikan belgesine göre; kendi dilinde olmayan tek anlaşma “Türkçedir” ve vergi ödemeyi kabul ettiği tek ülke “Osmanlı Devletidir”.</p>
<p>Heyhat!</p>
<p>İnsan bugününe hayret ediyor.</p>
<p>Geceyi mübarek kandil gününe bağlayan sabahın ilk ışıklarında 13 vatan evladının daha şehit edilmesi haberiyle irkildik. Günün ilerleyen saatlerinde konunun ABD Başkanıyla enine boyuna görüşüleceği demeci ise Vezir Hasan Paşa’nın kemiklerini sızlatmıştır.</p>
<p>Terörün ABD kaynaklı olduğu (silah, mühimmat vs.) açıklamadı mı?</p>
<p>E Biz bunları küçükken korkutmuştuk.</p>
<p>Korkutmuştuk da, ne halt etmeye bunlardan icazet bekleniyor…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/ne-oldum-demeli%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ESKİ BİR MİSYONERLİK OYUNU VE ÇAĞDAŞ SONUÇLARI</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/eski-bir-misyonerlik-oyunu-ve-cagdas-sonuclari/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/eski-bir-misyonerlik-oyunu-ve-cagdas-sonuclari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[ESKİ BİR MİSYONERLİK OYUNU VE ÇAĞDAŞ SONUÇLARI
Kim ne derse desin, Amerikalı yeni yerleşimciler, Kızılderili yerlilere açık ve sistemli bir soykırım uyguladı. Hem de hiç adil olmayan vahşi bir teknikle kökünü kazıdılar adeta. Gelişmiş dünyanın gözleri önünde olup bitenlere rağmen katledilen cemaatin hiçbir önde geleni, lideri veya sözcüsü ortaya çıkıp da “Oturan Boğacılık” oynamadı. Çünkü geçmişte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>ESKİ BİR MİSYONERLİK OYUNU VE ÇAĞDAŞ SONUÇLARI</h3>
<p>Kim ne derse desin, Amerikalı yeni yerleşimciler, Kızılderili yerlilere açık ve sistemli bir soykırım uyguladı. Hem de hiç adil olmayan vahşi bir teknikle kökünü kazıdılar adeta. Gelişmiş dünyanın gözleri önünde olup bitenlere rağmen katledilen cemaatin hiçbir önde geleni, lideri veya sözcüsü ortaya çıkıp da “Oturan Boğacılık” oynamadı. Çünkü geçmişte yaşanan acı gerçekleri kurcalayıp, kimin haklı kimin haksız olduğu yarışının milletlere ve ülkelere faydadan çok zarar getireceğinin bilincindeler. Bu nedenledir ki; tek millet olma hiç şansı olmayan ABD’de, Amerikalılık bilincini yerleştirme çabaları sürüyor. Bu uzak ülkede yaşayanlar toplama bir bilgisayar gibi. Çinlisi, Portekizlisi, İspanyolu, İtalyanı, Fransızı, birbiriyle ortak noktaları sadece küçük bir nokta kadar olanlar, bir arada, Amerikalı. O uzak diyarlarda, insanlar İspanyol asıllı Amerikalı ya da İtalyan asıllı Amerikalı. Adı üzerinde Amerika Birleşik Devletleri. Yani değişik parçaları bir araya getirilmiş bütünün oluşturduğu kocaman bir yap-boz gibi.<span id="more-14"></span><br />
BALIK BEYİNLİ OMURGASIZLAR</p>
<p>Türklük şuurundan yoksun ucubelerin ithal ettiği bu bilinçle, Türkiyelilik gibi garip bir olgu pompalanmaya başlandı. Obez bir insana “0” beden elbise giydirme çabasıyla eşdeğerdir, bu. Kim olduğunu bilmeyen, aklı kavram kargaşasından paslanmış özürlü beyinlerin boşa çırpınışları bunlar. Avrupa ve Amerika’da zemin bulan her olgunun ülkemizde de aynı taleple yer tutacağını düşünen zavallıların çalışmalarıdır. Türkiye’de durum farklı. Aklına kim soktu bilinmez ama, Recep Tayyip Erdoğan’ın da talihsiz bir şekilde dillendirdiği gibi Türkiyeli değiliz. Biz Türk’üz. Tıpkı Fransa’da yaşayan Fransızların da, Cezayirlilerin de Fransalı değil de Fransız olduğu gibi. Ancak, Türkiye’de dikkat çeken önemli bir konu var ki; AB hormonlu bazı Türk(-iyeli!) aydınlar yazılı ve görsel medyada sürekli şura kökenli Türk vatandaşı, bura kökenli Türk vatandaşı diye işliyorlar. Amaç kök bilinci uyandırmak. İçeride kamplaşma yaratıp, küçük parçacıklar arasında kısmen dostluk, kısmen husumet yaratmak. Belki ilerde literatüre İzmir, Kastamonu, Sinop, Erzurum, Ağrı, Hatay, Çankırı, Bursa kökenli Türk vatandaşlarını da ekleyecekler. Bu zamane mandacılarının kimlerin değirmenine su taşıdığı az çok bilinmekte ve Türk Milleti artık bu iblislerin oyunlarını yemiyor.<br />
Kirli ellerin Türkiye üzerindeki emelleri bitmek tükenmek bilmiyor. Ekonomik ve siyasi çıkarlarının sürekliliği için ülkemizde karışıklık ve kendilerine bağımlılık yaratma peşindeler. Avrupalı dostlarımız (!) ve stratejik müttefikimiz (hangi stratejinin müttefikiysek) her yıl nisan ayında “sözde soykırım iddialarını” temcit pilavı gibi pişirip pişirip önümüze getiriyorlar. Türkiye ne yapıyor? ABD kongresinden soykırım yasa tasarısı geçmesin diye adamlara milyon dolarlar ödeyip, lobicilik oynuyor. Hükümet, Fransa’yı “sözde Ermeni soykırımı”nı inkara hapis cezası öngören yasayı kabul etti diye ihalelerden dışlıyor. Türkiye ile ticareti var diye aklınca yaptırım uyguluyor. Peki, sözde soykırımı parlamentolarında kabul eden Arjantin, Kanada, Uruguay gibi ülkelere ne gibi yaptırımlar uygulanıyor? Soykırımı tanıyan Almanya, Belçika, İsveç, İsviçre, Rusya’ya neden yaptırım uygulanmıyor? Fransa’yı hükümet ihalelerinin dışına iten zihniyet hangi mantıkla Türk Telekomun % 55’ini, soykırımı ilk tanıyan ülkelerden Lübnan ve İtalyan konsorsiyumuna pazarlıyor.</p>
<p>Dün kurtla bir olup kuzuyu yiyenler, şimdi çobanla bir olup kuzuya ağlıyor!</p>
<p>Artık, Türkiye’nin Ermeni meselesine bakış açısını değiştirmesi gerekli. Çünkü İngiltere, Fransa ve Rusya bilinçli olarak içimize bu fitneyi soktu. Türk Ermenileri Gregoryen mezhebindendir. Avrupa devletlerinin Osmanlıyı tasfiye politikasının bütün hızıyla ve kararlılığıyla devam ettiği dönemde Fransız misyonerler Katolikliği, İngilizler de Protestanlığı yaydılar. İşte Türk tarihinde Ermeni meselesinin miladı ve uluslararası platforma taşınmasının nedeni bu olgudur. Türklere soykırım lekesini sürenlere, söyleyecek sözümüz de, gösterecek belgemiz de çoktur, ama nafile. Çünkü egemen güçler bu meselenin çözümsüz kalmasından yana. Yani dün kurtla bir olup kuzuyu yiyenler, şimdi çobanla bir olup kuzuya ağlıyorlar.<br />
Sonuç olarak; kim ne kadar insan kesti, kesmedi türünden sidik yarışını bırakmak lazım. Çünkü Türkiye de, Ermenistan da rüzgara karşı işiyorlar. Bu durum da tamamen Avrupa ülkelerine yarıyor. Bir taraftan Türkiye lobicilik uğruna her yıl milyon dolar ödüyor, diğer taraftan Ermenistan hala aç. Eğer yeni bir açılım olmazsa devran böyle dönecek. Tarihçiler belge toplayıp nafile çalışmalara devam ededursun eğer devletin maaşlı strateji uzmanları varsa onlar da bir zahmet yeni açılımlara kafa yorsunlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/eski-bir-misyonerlik-oyunu-ve-cagdas-sonuclari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN ARABESK NAMELERİ</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/cagdas-egitimin-arabesk-nameleri/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/cagdas-egitimin-arabesk-nameleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:05:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN ARABESK NAMELERİ
Bilim adamları, askerler, mühendisler, mimarlar, politikacılar, doktorlar, eczacılar, ekonomistler, işletmeciler, yargı mensupları… Devlet çarkının düzenli dönmesi için isimleri listelerde uzayan çalışma grupları için nitelikli insanlar eğitmek ve yetiştirmek gerekli. Bunun için güçlü bir öğretmen ordusuna ve ülke çıkarlarına hizmet eden, dünya gerçeklerine entegre olmuş bir milli eğitim politikasına ihtiyaç var. Yani bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN ARABESK NAMELERİ</h3>
<p>Bilim adamları, askerler, mühendisler, mimarlar, politikacılar, doktorlar, eczacılar, ekonomistler, işletmeciler, yargı mensupları… Devlet çarkının düzenli dönmesi için isimleri listelerde uzayan çalışma grupları için nitelikli insanlar eğitmek ve yetiştirmek gerekli. Bunun için güçlü bir öğretmen ordusuna ve ülke çıkarlarına hizmet eden, dünya gerçeklerine entegre olmuş bir milli eğitim politikasına ihtiyaç var. Yani bir ülkenin hayat kaynağı aslında öğretmen. Büyük önder Atatürk, askeri başarısını siyasal alanda taçlandırarak Osmanlı’nın küllerinden yeni bir Türk devleti kurdu. Yeni Türk Alfabesi ve medrese yerine batı modeli eğitim sistemiyle Milli eğitime devrimleriyle vurgu yaptı.<br />
Günümüz milli eğitimi ise gerçekçi hedefi olmayan uygulamalar nedeniyle içler acısı bir durumda. Uygulamalarına öğretmenlerin ve her kademedeki çalışanların karşı çıkması cabası.<span id="more-13"></span><br />
2005 Mart’ında eğitim kurumlarına müdür yardımcılığı için sınav yapıldı. Sınavda 20 dilbilgisi, 15 tarih,  15 kamu yönetimi, 15 genel kültür, 35 milli eğitim mevzuatı sorusu vardı. Uzmanlık gerektiren sorular nedeniyle Türkçe ve tarih öğretmenleri avantajlıydı. Kıymeti kendinden menkul sınavın sorularından bazıları:<br />
•	17 şubat 1923 İzmir iktisat kongresinde benimsenen temel düşünce hangisidir?<br />
•	Türk tasavvuf edebiyatının kurucusu, ilk Türk mutasavvıfı kimdir?<br />
•	Türkiye’ye özgü olan Köyceğiz-Fethiye kıyı şeridinde yetişen ve öz suyundan parfüm elde edilen ağaç türünün adı?<br />
•	Ege Denizi’nde koy iken Büyük Menderes nehrinin alüvyonlar taşıyarak oluşturduğu gölün adı?<br />
•	Kanunların ruhu adlı eseriyle demokrasinin düşünsel temelinin gelişmesine katkıda bulunan siyaset filozofu kimdir?</p>
<p>Hâl böyle olunca yeterli not alanlar % 2 de kaldı. Milli Eğitim bakanı, sınavda öğretmenleri başarısız buldu. Türk Eğitim Sen genel başkanı Şuayip Özcan başarısızlığın öğretmenlere değil bakanlığa ait olduğunu söyleyince, bakanlık 3 milyar TL manevi tazminat davası açtı. Mahkeme “Demokratik ülkelerde idareciler, yaptıklarının eleştirilmesine tahammül etmek zorundadır. Aksine bir anlayış kişilerin yönetimi eleştirmekten korkar hale gelmesine neden olur ” gerekçesiyle davayı reddetti.<br />
Bu noktada milli eğitim sistemini yanlış personel politikalarının arızalandırdığı görüldü. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi mezunlarının diplomasında öğretmenlik ibaresi açık ama 40 YTL ödeyerek öğretmenlik sınavına giriyorlar. Üniversiteyi birincilikle bitirenler dahi kamu personeli sınavını kazanamıyor. Dolayısıyla üniversitede büyük yatırım yapılan gençler heba ediliyor. Oysa asker, polis ve doktorlar devlet memuru olacakları halde böyle bir sınava girmiyorlar.<br />
Atanmayı bekleyen öğretmen adayları dururken kadrolar bu yıl 18 bin sözleşmeli öğretmenle dolduruldu. Geçici görevlendirilenlerin bir bölümü öğretmenlik, bir bölümü de farklı bölüm mezunları. Su ürünleri, ziraat, işletme vs bunlardan bazıları. Öğrenciler sınavlarda başarısız olunca ( hatta 0 çekince ) bakanlık suçu öğretmenlere yüklüyor. Öğretmen olmayanlar zoraki öğretmen yapılırsa başarı ancak bu olur. &#8220;Öğretmenleri başarısız&#8221; bulan bakan, farkında olmadan kendi politikalarının yanlışlığını vurguluyor. Biliyoruz ki &#8220;taşı kuşa atan sapandır&#8221;. Asıl sorgulanması gereken de bu, öğretmenler değil. Yanlışlık, KPSS&#8217; de yeterli not alamayanların yerine, öğretmenlik eğitimi almayanları istihdam etmek. Edilen kârın ise, semt pazarında ucuz mal için yapılan kıyasıya pazarlıkta kazanılandan öte olmadığı çok net.<br />
Peki suç öğretmendeyse şimdi sormak lazım:</p>
<p>•	Eğer öğretmen ihtiyacı varsa neden uygun branşlardaki eğitim fakültesi mezunları atanmıyor?<br />
•	Eğer KPSS sınavında başarılı olmayan aday öğretmenler memurluğa layık değilse neden 300 YTL ücretle sözleşmeli olarak çalıştırılıyor?<br />
•	Eğer öğretmenlik mezunları öğretmen olamayacaksa eğitim fakültelerinin anlamı ne?<br />
•	Türlü nedenlerle öğretmen atanamıyorsa yeni açılan okullar ne için?</p>
<p>Öğretmenliği gözden düşürüp, saygınlığını kaybettirecek, hatta aynı okulda görev yapanlar arasında husumet yaratacak bir başka uygulama ise “Öğretmen Kariyer Sınavı”. Öğretmenler; uzman ve baş öğretmen olarak ayrılacak. Kasım ayında yapılan sınavda  %30 Türkçe,  %20 genel kültür, %40 Pedagojik formasyon, % 10 milli eğitim mevzuatı soruldu. Eğitim camiasına, kalite yerine çekişme getirecek bu sınav yapılmamalıydı.  Branş değerlendirmesi olmayacaksa öğretmenler neyin “UZMAN”ı, neyin “BAŞ”ı olacak. Asıl gümbürtü  yeni öğretim yılında kopacak. Bakalım aşağıdaki soruları cevaplandıracak bilgili bir ilgili var mı?</p>
<p>•	Veliler kayıt zamanı uzman mı, sıradan mı yoksa başöğretmen mi tercih edecek?<br />
•	Uzman ve baş öğretmenler kimlerin çocuklarını eğitecek?<br />
•	Kariyerli öğretmenler ile sıradan öğretmenler (!) farklı müfredat mı işleyecek?<br />
•	Eğer aynı bilgi öğretilecekse kariyer ayrımının anlamı ne?<br />
•	Aynı işi yapanların farklı ücret almaları ilgili yasalardaki eşitlik ilkesine uygun mu?</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı bu uygulamanın öğretmenlere verdiği rahatsızlığı göz ardı ediyor. Oysa kamu hizmeti silgisiz resim çizme sanatıdır. Silgin kaleminden çabuk bitiyorsa, yanlış yapıyorsun demektir. Öğretmenleri resmeden kalem aynı ama kaçıncı silgi bittiği meçhul……..<br />
İçinde bulunduğu karmaşaya rağmen öğretmenlerimiz takdir edileceğine kamuoyu önünde günah keçisi yapılarak, sorumsuzca hedef tahtası haline getiriliyor. Gazeteci Gülay Göktürk BUGÜN gazetesindeki köşesinde bakın neler yazmış öğretmenler ve öğretmenlik hakkında:<br />
“  &#8230; Milli Eğitim Bakanlığı son derece isabetli bir kararla, Öğretmen Kariyer Sınavı adıyla bir sınav yapma kararı aldı. Amaç, öğretmenliğe kalite getirmek.  &#8230;Her yıl ÖSS&#8217;den binlerce öğrenci 0 çekiyor, binlerce lise birincisi barajı aşamıyor, biz dönüp de öğretmenlerimize, &#8220;Bu ne rezalet, öğretmeyi bilmiyorsanız orada ne arıyorsunuz&#8221; diye sormuyoruz. Asıl 0 çekenin öğrenciler değil öğretmenler olduğunu göz ardı ediyoruz. Tek yaptığımız, öğretmenliği herhangi bir meslek olmaktan çıkarıp kutsallaştırmak ve dokunulmaz kılmak&#8230; Öğretmen böyle kutsal olunca, iyi öğretmen olmak için çabalamasına hiç gerek kalmıyor. Öyle ya, &#8220;Kutsal&#8221;ın performansını ölçmek kimin haddine!”<br />
Bilmeden, araştırmadan, masa başında ancak böyle bir makale yazılabilir. İnsan yetiştirme sanatını sıradan meslek olarak görmek, kutsiyetini ölçmek kimsenin haddi değil! Kutsallık ölçüsü nedir, kimler kutsal? Bilim adamları, doktorlar, hakimler, din adamları, rektörler veya gazeteciler mi? Bunlardan hangisi öğretmen süzgecinden geçmedi? Hangi insan var ki öğretmen tezgahında şekillenmemiş olsun? Ölçü öyle ayarlanmalı ki, konuştuklarınız sizi yetiştirenleri, bugüne ulaştıranları üzmesin, yaralamasın.<br />
Öğretmenlerle ilgili yazmak istiyorsanız işte size malzeme. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen sağlık merkezlerini, sağlık bakanlığına devretti . Öğretmen hastalanınca, boş dersinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı sağlık merkezlerine gidip ilaç yazdırıyor ve tam teşekküllü hastanelere sevk alıyordu. İşlemler hızlı bir şekilde tamamlanıp okullarda eğitim-öğretim aksamıyordu. Şimdi ise öğretmenler, sağlık ocaklarında ilaç yazdırmak ve sevk almak için saatlerce kuyruklarda bekliyor. Öğrencilerse boş geçen derslerde öğretmenini…..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/cagdas-egitimin-arabesk-nameleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>MAYIN TARLASINDA VALS</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/mayin-tarlasinda-vals/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/mayin-tarlasinda-vals/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:04:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[MAYIN TARLASINDA VALS
Hafta sonu çoğunluğu üniversite öğrencisi , bıyık-sakal, saç ve giyimleriyle Avrupai esintiler taşıyan gençler, ilginç Türkçeleriyle, Türkiye’nin AB sürecini tartışıyorlardı,bir tv kanalında. Engin ve yüce fikirlerini dile getiren ateşli gençlerimiz Türkiye’nin iyi tanıtılmadığından yakınıyordu. Ömür sayacı dünyadan bihaber ileri atan gençlerimiz endişelenmesin. Avrupa, sosyete değimiyle “birinci millenium” yani 1000’li yıllardan beri iyi tanır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>MAYIN TARLASINDA VALS</h3>
<p>Hafta sonu çoğunluğu üniversite öğrencisi , bıyık-sakal, saç ve giyimleriyle Avrupai esintiler taşıyan gençler, ilginç Türkçeleriyle, Türkiye’nin AB sürecini tartışıyorlardı,bir tv kanalında. Engin ve yüce fikirlerini dile getiren ateşli gençlerimiz Türkiye’nin iyi tanıtılmadığından yakınıyordu. Ömür sayacı dünyadan bihaber ileri atan gençlerimiz endişelenmesin. Avrupa, sosyete değimiyle “birinci millenium” yani 1000’li yıllardan beri iyi tanır Türkleri.<br />
İngiliz Dominyon Bakanlığı’na göre Osmanlı, İslam bayraktarlığı yapmasaydı İslamiyet bugün Arabistan’a sıkışmış bir çöl dini olmaktan öte değildi. Amerikalı siyaset bilimci Samuel Huntington “Uygarlıklar Çatışması” adlı tezinde Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra doğuda Avrupa’ya karşı saf olarak Çin, İslam ülkeleri ve Türkiye’yi  gösteriyor. Sevr’in gerekçesinin Türklerin Avrupa ve Anadolu’dan silinmesinin bir insanlık borcu olduğunu savunan ırkçılar da yok değil.<span id="more-12"></span><br />
Avrupalılar geçmişte Türkleri böyle tanıyorlardı ve bugün de değişen çok şey yok. Gümrük birliği anlaşmasından sonra zaten imtiyazlı ortak olan Türkiye’ye, Fransız ve Alman parlamenterler şuursuzca imtiyazlı ortaklık için diretiyor. Siyasi değil ama ticari ortak yani. Yakın zamana kadar veba mikrobuna benzetilen Türkler 90’lı yıllarda daralan Avrupa iç piyasasını rahatlatmak için, lüks tüketime yatkın 70 milyonu aşkın nüfusuyla ticari ortak oldu hem de ekonomik açıdan kendi dinamiklerini zayıflatmasına rağmen. 2000’li yıllara gelince üstü kapalı bir şekilde nüfus, kültür , tarih ve din açısından tam üye olamazsınız denildi önce ve sonra da tam üye olabilirsiniz ama en az 10-15 yıl alır tarzında kazı çevirmeye başladılar, yanmasın diye. O da, belki. Çünkü görüşmelerin ucu açık. Yani 15 yıl sonra Türkiye’ye ihtiyaç kalmaz da “çizdim, oynamıyorum” dinebilir. Tıpkı  soğuk savaş sonrası Sovyetler Birliği dağılınca, dirsek çevirdikleri gibi.<br />
Türkiye’de yıllardır süren ama önemsenmeyen, dahası Avrupa ülkelerinin alenen desteklediği terör, 11 Eylülde ABD’de, sonrada Avrupa başkentlerinde daha önce yaşanmamışçasına gerçekleşince demokratik-laik yapılı Müslüman Türkiye bir anda dikkatleri çekti ve diğer İslam ülkelerine model gösterildi. İlginin asıl nedeni Türkiye’nin teolojik ve yönetim şekli mi ? Asla. Çünkü Yer altı kaynakları henüz sömürülmemiş ve orta doğuyu besleyen su kaynaklarının başındaki Türkiye gerçeği var ortada. Ama Türkiye’nin fazla palazlanmaması, daima muhtaç kalması onlar için çok önemli.<br />
Hafızanızı zorlayın biraz: 20yy. başlarında Arap milliyetçiliğini körükleyip Sina yarımadasını Türklerden koparan ve her petrol kuyusunun başına kukla bir devlet kurup, başına Türkleri kalleşçe arkadan vuran çöl eşkıyalarını sultan yapanlar bu emperyalist ülkeler değil mi? 90 yıl önce Sevr’i dayatıp, Türkiye’yi parçalama planları “Kuvayi Milliye” duvarına toslayan bunlar değil mi? Türkiye’de etnik bölücülüğü körükleyen, sırasında şeriatçıları, sırasında bölücüleri açıkça destekleyenler de AB ülkeleri değil mi? Ulusal çıkarları söz konusu olduğunda demokrasi elbisesini giyip, üzerine insan hakları aksesuarlarını takıştıranlar, insan onurunu ayaklar altına alıp milletlerin değer yargılarını dejenere edenler,  “böl – parçala - yönet” politikası bunların değil mi? Peki olup bitenler “piranha dolu bir havuz”un yanında durduğumuzu anlamak için yeterli değil mi? O halde AB ile çelişki ve çekincelerle dolu, sonu belirsiz ve ne pahasına olduğu bilinmeyen bir süreci devam ettirmenin mantığı ne?<br />
Kendimizi, ne olduğumuzu öyle unutmuşuz ki AB üyeliğinin nimetlerini saymakla bitiremeyen sözde aydınlarımız, önceki üyelik müracaatları reddedilen Türkiye’yi “dans teklifi güzel bir kız tarafından reddedilince utanç verici bir şekilde kabalaşan, sert bir Akdeniz erkeği ”ne benzetiyor.<br />
Atatürk’ün 6 Mart 1922 tarihli meclis konuşması içeride ve dışarıda, çatal dilinden zehir damlayan Türklük düşmanlarının suratında patlayan şamar niteliğinde:<br />
“Mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler ortaya çıkmıştır. Oysa hangi istiklal vardır ki; yabancıların nasihatleriyle, planlarıyla yükselebilsin? Tarih  böyle bir olay kaydetmemiştir.”<br />
Atatürk’ün işaret ettiği “Çağdaş Medeniyetler” seviyesini AB üyeliği zanneden “Tatlı su entel”lerine ve teslimiyetçi, zavallı, kayıtsız şartsız AB üyeliğini destekleyen “zamane mandacı”larına ithaf  olunur&#8230;&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/mayin-tarlasinda-vals/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HOKUS POKUS</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/hokus-pokus/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/hokus-pokus/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:03:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[HOKUS POKUS VESSELAM
22 Temmuz Pazar günü milletimizin kararı bir kez daha tecelli etti. Allah hayırlı uğurlu etsin. Sonuçları garabetle dolu bir seçim olmasına rağmen iradeye saygı duymak gerek.
Ancak insan yine de sormadan geçemiyor. 4,5 yılda AKP ne yaptı da oy oranını % 50 ye yakın artırdı? Kimilerine göre enflasyon düştü, temel ihtiyaç maddelerine zam yapılmadı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>HOKUS POKUS VESSELAM</h3>
<p>22 Temmuz Pazar günü milletimizin kararı bir kez daha tecelli etti. Allah hayırlı uğurlu etsin. Sonuçları garabetle dolu bir seçim olmasına rağmen iradeye saygı duymak gerek.<br />
Ancak insan yine de sormadan geçemiyor. 4,5 yılda AKP ne yaptı da oy oranını % 50 ye yakın artırdı? Kimilerine göre enflasyon düştü, temel ihtiyaç maddelerine zam yapılmadı, her şey güllük gülistanlık. Kimilerine göre de cumhuriyet tarihinde görülmemiş yolsuzluklar yapıldı, devletin öz kaynakları yabancılara ve AKP yandaşlarına adeta peşkeş çekildi, laik cumhuriyet tehdit altında.<br />
Lehte ve aleyhte propagandalara rağmen zafer hükümetin oldu. Sonuç gösteriyor ki millet kendi geçim derdinden milletvekillerinin seçim derdine ilgi göstermedi. Seçim meydanlarında hükümetin, devletin ve yerel yönetimlerin tüm imkânlarını kullanarak halka seçim rüşveti olarak yakacak ve erzak yardımı yaptığı iddia edildi. Hatta bu yardımları alın ama oyunuzu sakın vermeyin diye halk adeta reklâm yapıldı, teşvik edildi. İyi de, iddialar doğruysa nüfusunun yarıdan fazlası açlık sınırında veya altında yaşayan insanlar bu yardımı neden almasın ya da alıp da oy vermesin? Hükümet mensubu milletvekilleri ve bakan ve başbakan çocuklarının sahip olduğu ayrıcalıklar umurunda mı sokaktaki karnı aç insanın?<span id="more-11"></span><br />
Seçim döneminde bana göre daha ilginç olay ise Trakyalı maliye bakanının Eskişehir’den aday gösterilmesiydi. Seçim çalışmalarına damardan girildi. İlk iş Sergen Yalçın Eskişehirspor’ a transfer edildi. Kulüp başkanı Hatipoğlu, Sergen’i bizzat görüşerek takıma kazandıran maliye bakanına desteğinden dolayı teşekkür etti. Bakan da kalabalık taraftarın önünde birinci lige çıkın size Ronaldinho’ yu alayım sözü verdi. Değirmenin suyu nereden geliyor acaba? İşçi ve memur maaşlarına artış söz konusu olunca mı ekonomik dengeler bozuluyor? Ronaldinho’ ya ödenecek miktar kadar asgari ücrete zam yapsan bir dahaki seçimlerde sizi tutana aşk olsun vesselam.<br />
Finalde bomba patlıyor! Gelelim fındık taban fiyatları nedeniyle günlerce gündemi meşgul eden, hükümeti protesto için on binleri sokağa döküp, şehirlerarası yolları kapatan, Ordu ve Giresun’a. Hükümet partisinin il ve ilçe yöneticileriyle tartışıp, hükümet mensubu milletvekillerini bölge insanına sahip çıkmamakla suçladılar. 22 Temmuz 2007 Milletvekili Genel Seçimlerinin en akıl almaz olayı bu iki ilimizde yaşandı. Seçim günü Giresun sandıkta 51 yüzde ve 122.115 oyla, Ordu ise 55 yüzde ve 209.702 oyla hükümeti destekledi. Bir arkadaşımla konuyu müzakere ederken “deve ve diken” hikâyesini anlattı da işi çözdüm.<br />
Bir de aydın geçinen insanlarını izledim. Memleketimin temiz yürekli, güzel insanlarına hep tepeden bakan, küçük gören ama her zaman her şeyi çok doğru bildiğine inananları. Onlara göre seçim sonuçları halkın cehaletiyle ilintili. Hala AKP’ ye oy vermeyenlerin % 53 olduğundan bahsederler, % 47’yi görmeden. Seçimin garabeti bu aslında. Aydın geçinen takımın halktan ne kadar kopuk olduğunu ve onları nasıl küçümsediğini görmek çok basit. O zaman profesörün oyu beş, çiftçi Mehmet amcanınki bir sayılsın.<br />
Diğer taraftan seçim propagandaları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait reklâm panolarında gördüğüm afiş dikkatimi çekti. Modern görünümlü geç bir kız:<br />
“Artık ders kitaplarına ücretsiz sahip olduğunu.” anlatıyor. Reklâmı gören de ücretsiz kitap dağıtımıyla eğitimdeki problemlerin çözüldüğünü sanıyor. Oysa 2007 yılı ÖSS sınavlarından sıfır çekenlerin sayısı hükümetin oyları gibi artıyor. 2006 da 25 bin, 2007 de 47 bin. Ne önemi var canım kitaplar bedava ya.<br />
“Paranın her problemi çözdüğünü düşünen adam, para için her şeyi yapacak adamdır.” sözü geliyor aklıma. Benjamin Franklin’ in güzel bu sözü güldürüyor beni, memleketin ağlanacak haline.<br />
Eğri oturup doğru da konuşsan, tam tersini de yapsan, yan gelip yatsan, amuda kalkıp takla atsan, havada çift parende atıp bir de burgu yapsan,  hokus pokus resmen. Vallahi de hokus billahi de pokus.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/hokus-pokus/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ELEKTEN GEÇMEYENLER</title>
		<link>http://akinyurdagulen.com/elekten-gecmeyenler/</link>
		<comments>http://akinyurdagulen.com/elekten-gecmeyenler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 May 2008 11:02:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://akinyurdagulen.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[ELEKTEN GEÇMEYENLER
Medyayı anlamakta zorluk çekiyorum artık. Bir sürü zam haberi yapmışlar. Şaşırdım kaldım. Koskoca hükümet her şey güllük gülistanlık, ekonomi çok sağlam bir yapıda diyor. Hatta IMF yöneticileri de artık Türk ekonomisi güvenli diyor, medya da kriz havası yaratıyor. Ne yani % 47 yanlış mı yaptı sayın medya? Eğer öyle olsaydı referandumun sonuçları genel seçimlerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #800000;">ELEKTEN GEÇMEYENLER</span></h2>
<p>Medyayı anlamakta zorluk çekiyorum artık. Bir sürü zam haberi yapmışlar. Şaşırdım kaldım. Koskoca hükümet her şey güllük gülistanlık, ekonomi çok sağlam bir yapıda diyor. Hatta IMF yöneticileri de artık Türk ekonomisi güvenli diyor, medya da kriz havası yaratıyor. Ne yani % 47 yanlış mı yaptı sayın medya? Eğer öyle olsaydı referandumun sonuçları genel seçimlerden daha yüksek çıkar mıydı hiç? Helal sana % 47.</p>
<p>Ekonomi haberlerine göre enflasyon son 5 yılın en yüksek noktasına ulaşmış. İTO’ dan yapılan açıklamaya göre 2007 Ekim fiyatları geçen yıla oranlandığında perakende fiyatlarındaki artış % 11,98, toptan fiyatlarındaki artış % 8,41. En çok artış ortalama % 14,71 ile gıda, % 16 ile giyim, % 8,3 ile konutta oldu.</p>
<p>Perhiz ve lahana turşusu<span id="more-10"></span></p>
<p>Ramazan Bayramı’nda Başbakanın evinin önünde sevinç çığlıkları atan çocuklardan belliydi zamlar. Geçen yıl 2 ytl olan bayram harçlığı bu yıl 5 ytl olmuştu çünkü. Bayram harçlıkları bile bu kadar çok artarken memur maaşlarının niye % 2+2 olduğu belirsiz. Ekmeğe, simide % 20, akaryakıta % 4,5, elektriğe % 26, sigaraya % 4,25 zam geldi. Doğalgazın ÖTV’ sine yapılan % 9,52 zammın fiyatlara da yansıması bekleniyor. Bir iktidar Partisi düşünün ki; enflasyonun % 6 – 7 civarında olduğunu iddia ediyor. Aynı partiden bir belediye başkanı düşünün ki toplu taşımaya % 50’ ye yakın zam yapsın. Suya % 15 ile % 134 arasında zam yapsın.</p>
<p>Tarım Bakanı EKER simit fiyatlarındaki % 20 artışa kuraklık ve buğday fiyatlarındaki artışın gerekçe olamayacağını söylerken belki de dar gelirlinin sofrasındaki vazgeçilmezine yapılan artışın insafsızlık olduğunu samimiyetle ifade ediyordu.</p>
<p>Son zamlarla şok olan ve maaş artışları fitreye yapılan zammın da altında kalan memur sizi Allah’a havale ediyor, ey % 47.</p>
<p>Perşembenin gelişi</p>
<p>Aslında ekonomi yönetimindeki çatlak eylülden beri sinyal veriyordu. Sanayi Bakanı Zafer ÇAĞLAYAN:<br />
“İstihdam üzerindeki yüklerinin azaltılması için 1 Ocak 2008’ den itibaren SSK prim yükünü 5 puan azaltacağız. (4 Eylül 2007)</p>
<p>“SSK priminde 5 puanlık indirim 4 milyar YTL mali yük getirecek diye ertelenmeyecek. Bu konu hükümet programına ve seçim beyannamesine girmiştir.” (26 Eylül 2007)</p>
<p>Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet ŞİMŞEK:<br />
“ SSK primlerindeki 5 puanlık indirim için gerekli imkânlarımız yok. Bu aşamada indirim yapmayacağız.” (26 Ekim 2007)</p>
<p>Prim yükündeki 5 puanlık indirim 60. hükümet programında yer aldı. Hükümet programlarında yer alan taahhütleri yapmak ve buna uygun koşulları oluşturmak iktidarın görevidir. % 47 farkında mı bilinmez ama umarım Türk ekonomisinin sağlam temeller üzerinde olduğunu iddia edenler “ekonomi koordinasyonundaki çatlağın” farkındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://akinyurdagulen.com/elekten-gecmeyenler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
